Solucan delikleri, uzun yıllardır hem teorik fizikte hem de popüler kültürde evrenin en gizemli yapıları arasında yer alıyor. Genellikle galaksiler arasında kestirme yollar sunan kozmik tüneller ya da zaman yolculuğunu mümkün kılan geçitler olarak hayal ediliyorlar. Bu fikirlerin kökeninde ise 1935 yılında Albert Einstein ve Nathan Rosen tarafından ortaya atılan ve bugün “Einstein–Rosen köprüsü” olarak bilinen matematiksel çözüm bulunuyor. Ancak yeni bir araştırmaya göre bu yaklaşım baştan sona yanlış olabilir. Çünkü solucan delikleri aslında uzayı değil, zamanı birbirine bağlıyor olabilir.
Einstein ve Rosen’ın Makalesi Yanlış mı Yorumlanıyor?
Classical and Quantum Gravity dergisinde yayımlanan çalışmada,Portsmouth Üniversitesi’nden astrofizikçi Enrique Gaztañaga ve ekibi, Einstein ve Rosen’ın orijinal makalesini modern kuantum fiziği çerçevesinde yeniden ele aldı. Araştırmacılara göre Einstein–Rosen köprüleri, uzayda geçilebilir tüneller değil; zamanın iki zıt yönü arasında kurulan temel bir bağlantıyı temsil ediyor. Gaztañaga’ya göre, solucan deliklerinin uzaysal geçitler olarak yorumlanması, Einstein ve Rosen’ın asla amaçlamadığı bir yanlış anlamadan ibaret.
Gaztañaga’nın da özellikle vurguladığı üzere, Einstein ve Rosen’ın çözmeye çalıştığı problem galaksiler arası yolculuk değil, kuantum alanlarının eğri uzayzamanda nasıl davrandığıydı. O dönemde genel görelilik ile kuantum mekaniği arasındaki uyumsuzluk, fizikçilerin en büyük problemlerinden biriydi. Einstein–Rosen köprüsü de bu iki teoriyi tutarlı hâle getirebilmek için geliştirilmiş matematiksel bir yapıydı. Bu bağlamda Einstein–Rosen köprüsü, uzayzaman içinde bir “ayna” gibi çalışıyor ve zamanın ileri ve geri yönlerini birbirine bağlıyor.
Bu yorum, fiziğin temel yasalarındaki simetrilere dayanıyor. Bilinen temel fizik yasaları, geçmiş ve gelecek arasında ayrım yapmaz; denklemler zaman ters çevrildiğinde de geçerliliğini korur. Araştırmacılar, bu simetrinin kuantum tanımlarına tam olarak dâhil edilmesi durumunda, Einstein–Rosen köprülerinin kaçınılmaz olarak ortaya çıktığını savunuyor.
Einstein–Rosen köprülerinin popüler anlamda “solucan deliği” olarak yorumlanması, özellikle 1980’li yıllarda yapılan teorik çalışmalarla yaygınlaştı. Bu çalışmalar, teorik olarak bir uzay bölgesinden diğerine geçiş fikrini gündeme getirdi. Ancak aynı analizler, bunun neden mümkün olmadığını da açıkça ortaya koyuyordu: Köprü, ışığın bile geçemeyeceği kadar hızlı şekilde kapanıyordu. Bu yüzden genel görelilik çerçevesinde Einstein–Rosen köprüleri kararsız, geçilemez ve gözlemlenemez yapılar olarak kabul edildi. Yine de solucan deliği fikri, bilim kurgu ve popüler bilimde yaşamaya devam etti. Kara deliklerin başka evrenlere açılan kapılar olabileceği ya da zaman makinesi işlevi görebileceği düşüncesi, teorik fiziğin en spekülatif alanlarından biri hâline geldi.
Bu Yeni Yaklaşım, Bilgi Paradoksuna da Çözüm Sunuyor
Bu yaklaşım, kara deliklerle ilgili en büyük problemlerden biri olan bilgi paradoksuna da yeni bir çözüm sunuyor. Stephen Hawking’in ortaya koyduğu üzere, kara delikler zamanla buharlaşabiliyor ve bu süreçte bilginin yok olduğu izlenimi doğuyor. Gaztañaga ve ekibine göre ise bilgi aslında kaybolmuyor; sadece bizim deneyimlediğimiz zaman yönünden çıkıp, ters zaman yönünde evrimini sürdürüyor. Böylece kuantum mekaniğinin temel ilkeleri ihlal edilmeden tutarlılık sağlanmış oluyor.
Araştırmacılar ayrıca, bu modelin gözlemsel verilerle de desteklenebileceğini savunuyor. Kozmik mikrodalga arka plan ışımasında yaklaşık 20 yıldır bilinen ve standart modellerle açıklanmakta zorlanılan bir parite asimetrisi bulunuyor. Ekip, zamanın iki yönünü içeren bu yeni yaklaşım altında söz konusu anomalinin çok daha yüksek bir olasılıkla açıklanabildiğini belirtiyor.
Çalışma, Büyük Patlama’ya dair yerleşik anlayışı da sorguluyor. Araştırmacılara göre Büyük Patlama mutlak bir başlangıç değil, zamanın ters yönlü iki evresi arasında gerçekleşen bir kuantum geçiş olabilir. Bu senaryoda kara delikler, yalnızca zaman yönlerini değil, farklı kozmolojik dönemleri de birbirine bağlayan yapılar hâline geliyor.
Gaztañaga’ya göre bu yeniden yorumlama, genel görelilik ve kuantum mekaniğini, zamanın iki yönünü de içeren daha tutarlı bir çerçevede birleştiren yeni bir uzayzaman anlayışı sunuyor.
Kaynak : https://www.donanimhaber.com/solucan-delikleri-uzayi-degil-zamani-bagliyor-olabilir–200968



