Türkiye kültürel mirasını geri alıyor: Kaçırılan eserleri bulmak için yapay zekâ devrede

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda farklı yollarla yurt dışına çıkarılan tarihi eserlerimizin geri getirilmesi için yürütülen diplomatik ve hukuki mücadele giderek hız kazanıyor. Üstelik artık yapay zekâ da bu mücadelede önemli bir rol üstleniyor. Kısa süre önce Türkiye’ye iadesi sağlanan bronz Marcus Aurelius heykel, diplomasi ve teknolojinin bir arada kullanıldığı bu çalışmaların meyve vermeye başladığının en somut örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

Milattan sonra 2. veya 3. yüzyıla ait olduğu düşünülen ve 1960’lı yıllarda Antalya yakınlarındaki antik Bubon kentinden kaçırılan bu heykel, yıllar süren kapsamlı bir araştırmanın ardından geçtiğimiz yıl Türkiye’ye getirildi. Başsız olarak bulunan ve günümüze ulaşması dahi büyük bir istisna olarak görülen eser, antik dönemde bronzun çoğunlukla eritilip yeniden kullanılması nedeniyle benzerlerine kıyasla çok daha nadir bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Heykelin iade sürecinde bilimsel analizler, toprak ve kurşun örnekleri ile yaşlı tanıkların ifadeleri gibi farklı kaynaklardan elde edilen veriler bir araya getirildi. Bu süreçte ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve Manhattan Bölge Savcılığı ile yürütülen iş birliği de belirleyici rol oynadı. Uzmanlara göre sürecin kırılma noktalarından biri, arkeometri alanında yapılan analizler oldu. Yapılan incelemeler sonucunda heykelin Bubon’daki imparatorluk kült alanına ait olduğuna dair “hiçbir şüphe bırakmayan” bulgular elde edildi. Bu bilimsel kanıtlar, eserin yıllardır sergilendiği müzenin de tutumunu değiştirmesine yol açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, bu iadenin uzun ve zorlu bir mücadelenin sonucu olduğunu vurgularken, kararlılık ve sabrın sürecin en önemli unsurları olduğunun altını çiziyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geliştirdiği TraceART Adlı Yapay Zekâ, Kaçırılan Eserleri Buluyor

Türkiye’nin bu alandaki çalışmaları yalnızca tekil iade süreçleriyle sınırlı değil. 2025 yılı boyunca toplamda 180 tarihi eserin ülkeye geri kazandırıldığı belirtilirken, bu süreçte teknolojinin de giderek daha aktif bir rol oynadığı görülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından geliştirilen TraceART adlı yapay zekâ sistemi, bu yeni yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Sistem; müzayede siteleri, çevrim içi satış platformları ve sosyal medya paylaşımlarını tarayarak, Türkiye kökenli olabilecek eserleri tespit ediyor ve uzmanların incelemesine sunuyor.

Her ne kadar Marcus Aurelius heykelinin iadesinde bu sistem doğrudan kullanılmamış olsa da, TraceART kısa sürede somut sonuçlar üretmeye başlamış durumda. Nitekim geçtiğimiz günlerde İngiltere’de bulunan 16. yüzyıla ait iki İznik çinisi, bu sistem sayesinde tespit edilerek Türkiye’ye kazandırıldı. Yetkililer, sistemin devreye alındığı 2025 yılından bu yana yüzlerce potansiyel eserin incelemeye alındığını belirtiyor. Ocak ayında ABD’deki Denver Sanat Müzesi’nden iade edilen Anadolu tarzı mermer bir baş da bu sürecin bir parçası olarak öne çıkıyor.

Türkiye’ye Yasa Dışı Yollarla Getirilen Eserler de İade Ediliyor

Türkiye’nin kültürel diplomasi yaklaşımı tek taraflı bir geri kazanım politikasından ibaret değil. Yetkililer, geçmişte Türkiye’ye yasa dışı yollarla getirildiği tespit edilen eserlerin de ait oldukları ülkelere iade edildiğini belirtiyor. Çin tapınaklarından çalınan bazı eserlerin geri gönderilmesi ya da Kabe’ye ait bir anahtarın Mısır’a teslim edilmesi, bu yaklaşımın dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.

Türkiye şimdi ise odağını daha eski dönemlerde, özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında yurtdışına götürülen eserlere çevirmiş durumda. Berlin’de bulunan “Yaşlı Balıkçı” adlı mermer heykel ile Fransa’daki Louvre Müzesi’nde sergilenen çok sayıda İznik çinisi için iade talebi sürüyor. Yetkililer, bu eserlerin 18. ve 19. yüzyıllarda “yasal yollarla” elde edildiği yönündeki yaygın görüşe katılmadıklarını açıkça ifade ediyor.

Özellikle Louvre’daki çinilerle ilgili süreç, bu tartışmanın en çarpıcı örneklerinden biri. 2003 yılında İstanbul’daki bir Osmanlı kütüphanesinde yer alan çinilerden birinin düşmesi ve arkasında Fransız üretici damgası bulunmasıyla başlayan süreçte, orijinal eserlerin 19. yüzyılda Fransa’ya götürülerek yerlerine kopyalarının yerleştirildiği ortaya çıkarıldı. Bugün bu çinilerin orijinalleri Fransa’da sergilenmeye devam ederken, İstanbul’daki yapıda yer alan bilgilendirme levhası ziyaretçilere mevcut çinilerin replikadan ibaret olduğunu hatırlatıyor.

Son dönemde bu alanda yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin kültürel miras konusundaki stratejisinin giderek daha sistematik ve çok katmanlı bir hâl aldığını gösteriyor. Diplomatik girişimler, bilimsel analizler ve yapay zekâ destekli tespit sistemlerini bir araya getiren bu yeni yaklaşım, önümüzdeki dönemde daha fazla eserin ait olduğu topraklara dönmesini sağlayabilir.

Kaynak : https://www.donanimhaber.com/turkiye-yapay-zek-yardimiyla-kulturel-mirasini-geri-aliyor–203515

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Türkiye kültürel mirasını geri alıyor: Kaçırılan eserleri bulmak için yapay zekâ devrede

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kamu Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin