Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynakların payı arttıkça, çoğu ülke güneşin çok olduğu zamanlarda bedava elektrik vermesine rağmen tüketilmeyen elektriği çöp etmek zorunda kalıyor. Bu “gündüz bolluğu, gece kıtlığı” dengesi, şebeke üzerinde büyük yük oluşturuyor ve maliyetler tüketicilere yansıyor.
Halbuki evlerimizde bataryalar olursa, güneş paneli bile olmasına gerek olmadan şebekeye yardımcı olarak para kazanmak mümkün. Zira bu bataryalar fazla enerjinin olduğu zamanlarda bedavaya enerji şebekeden çekip pahalı vakitlerde geri vererek hem kendi ücretini çıkarıyor hem de acil durumlarda jeneratör olarak kullanılabiliyor.
Fakat bir bataryanın jeneratörün yerine alması için ucuzlaması ve ömrünün uzaması gerekiyor. Kimyasal gelişmeler pillerdeki ucuzlamanın önemli kısmını oluştururken Relectrify farklı bir yöntemle maliyeti düşürüyor. Bunun için bataryadaki her bir hücreyi ayrı kontrol eden PCB tabanlı bir mimari geliştirdi. Avustralyalı firma bu yönetim şekli ile invertör gereksinimi olmadan alternatif akım üretmeyi başarıyor. Böylece dünyanın ilk invertör gerektirmeyen bataryası geliştirildi. Şirket, başlangıçta Nissan Leaf araçlardan çıkan eskimiş bataryaları yeniden kullanmak için kurulmuş. Öncelikle eskiyen pillerdeki hücrelerin şarj kapasitesini ve sağlığını kontrol etmeye odaklanılmış. Zira eskiyen bataryalardaki her bir hücre birbirinden farklı davranabiliyor. Bazısı erken yaşlanıyor, bazısı erken arıza veriyor. Şirket, tüm bunları takip etmek için bir pil demetini kontrol etmek yerine her pili kontrol edecek baskılı devre kartları (PCB) kullanmaya karar vermiş ve bu kartlarlada her bir pili farklı yönlerde açıp kapayarak bir alternatif akımın sinüs eğrisini oluşturabileceğini fark etmiş ve bu yönde ilerlemeye karar vermiş. Bu teknolojiye ise CellSwitch adını koymuş.
Relectrify, baskı devre kartları ve dünyanın en gelişmiş batarya yönetim şekli sayesinde batarya paketinin ömrünü %30 uzatmış. Pillerin her birini tek tel kontrol ettiği için bir pil demetindeki en zayıf halkaya dayanmayan sistemi ile ömrü boyunca %20 daha fazla enerji sağlamayı başarmış. Tahmini 20 yıllık ömrü sonunda orijinal kapasitesinin %40 daha fazlasını korumuş.
Elde edilen avantajlar şöyle:
- Batarya ömrü %30 uzuyor.
- Sistem, ömrü boyunca %20 daha fazla enerji sağlayabiliyor.
- 20 yıl sonunda dahi kapasitesinin %40 fazlasını koruyabiliyor.
- En zayıf hücreye göre değil, her hücrenin gerçek kapasitesine göre çalışıyor.
100 MWh’lik üretim hedefleniyor
Relectrify, Avustralya Yenilenebilir Enerji Ajansı (ARENA) tarafından desteklenen Ar-Ge sürecinin ardından 16 milyon dolarlık yeni yatırım aldı. Bu finansman, şirketin 100 MWh’lik üretim hedefini hayata geçirmesi için kullanılacak.
Piyasaya sürülen ilk ürünü ise 250 kW güç sağlayabilen 1 MWh kapasiteli AC1 adını verdiği paket oldu. Bu sistem özellikle üretim tesislerinin ve binaların elektrik yükünü karşılabileyecek güçte. Piyasadaki diğer ürünlerden ayrıldığı özellik ise çoğu batarya paketi standart olarak 2 saatde deşarj olurken bu sistem 4 saatte deşarj oluyor. Bu saat süresi güneş olduğu sürece şarj edilen bataryanın en pahalı elektrik saatlerinde boşaltılmasına bir engel değil zira güneşlenme süresi dünyada genelde 8 saat ortalama kabul ediliyor. Avustralyalı girişim, şimdilik evlerde kişisel kullanıma yönelik herhangi bir ürünü piyasaya sürmedi ama teknolojinin yaygınlaşması ile böyle bir sistemin evlerimize gelmesi çok muhtemel. İlk teslimatlar Nisan 2026’da yapılacak ve 100 MWh üretimi Mayıs 2028’e kadar tamamlanacak. Firma teknolojiyi seri üretime geçirmeyi hedefliyor. Bu süreçte elde üretim maliyetlerini düşürecek geliştirmelerle birlikte gelecekte popüler bir ev bataryası sistemi olabilir.
Kaynak : https://www.donanimhaber.com/bataryalarda-invertorsuz-donem-basliyor–199149



