Enerji altyapısını sürdürülebilir ve yenilenebilir kaynaklara dönüştürmeye çalışan ülkeler için enerji depolama tesisleri, dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir kaynakların doğası gereği süreksiz üretim yapması, enerjinin bol olduğu saatlerde depolanmasını zorunlu kılıyor. Bu alanda zorluk yaşayan ülkelerden birisi de Yunanistan.
Üç ihale, sıfır şebeke bağlantısı
Yunanistan, enerji dönüşümünü hızlandırmak amacıyla son üç yılda bağımsız, şebeke öncesi batarya depolama projeleri için üç ayrı ihale düzenledi. Bu süreçte toplam 900 MW’lık depolama kapasitesi için geliştirme izinleri verildi. Ancak aradan geçen zamana rağmen ihale kapsamında kazanan projelerden tek bir megavat bile ulusal şebekeye bağlanabilmiş değil. Buna karşın yaklaşık 300 MW’lık batarya sistemi fiilen kurulmuş durumda ve yalnızca elektrik bağlantısı bekliyor.
İlk batarya depolama ihalesi 2023 yılında gerçekleştirildi ve 12 proje ile toplam 412 MW kapasite tahsis edildi. 2024’te yapılan ikinci ihalede 11 projeye 300 MW, 2025’teki üçüncü ihalede ise 189 MW ek kapasite için izin verildi. Kağıt üzerinde hızlı ilerleyen bu süreç, uygulama aşamasında ciddi bir tıkanıklıkla karşı karşıya kaldı.
Öte yandan kurulu olan projelerin neden bağlantılarının gerçekleşmediği ise henüz net olarak açıklanabilmiş değil. Mevzuata göre, ilk iki ihalede kazanan projelerin 2025 yılı sonuna kadar ticari işletmeye geçmesi gerekiyordu.
Depolama tesisini kurmak yetmiyor
Bazı yatırımcılar, enerji piyasası yapısının yeterince net olmaması ve ilgili kurumların taleplere geç yanıt vermesini temel sorun olarak gösteriyor. Diğer bir grup ise, ihalelerde gerçekçi olmayan düşük fiyat teklifleri sunulduğunu, bu nedenle bazı projelerin finansal açıdan zorlandığını ve inşaat sürecinin yavaşladığını savunuyor.
Uzmanlara göre Yunanistan, artan yenilenebilir enerji üretimini dengeleyebilmek için yaklaşık 8 GW enerji depolama kapasitesine ihtiyaç duyuyor. Aksi halde üretim fazlası, yenilenebilir enerji santrallerinin zorunlu olarak devre dışı bırakılmasına yol açmaya devam edecek. Nitekim ülkede 2025 yılında yaklaşık 1,85 TWh yenilenebilir enerji şebekeye aktarılamadı ve bu kaybın büyük bölümü, gün içi üretimin yoğunlaştığı saatlerde devre dışı bırakılan güneş enerjisinden kaynaklandı.
Yetkililer, yenilenebilir enerjideki bu kesintilerinin 2025’te geçen yıla göre on kat arttığını, 2026’da ise 2024’e kıyasla yirmi kat daha fazla kesinti yaşanabileceğini belirtiyor. Bu tablo karşısında sektörün odağı Yunanistan’ın devreye aldığı 4,7 GW kapasiteli büyük ölçekli bağımsız enerji depolama programına çevrilmiş durumda. Öncelikli şebeke bağlantısı hakkı tanınan bu projelerin, herhangi bir sübvansiyon olmadan serbest piyasa koşullarında hayata geçirilmesi planlanıyor.
Türkiye’de durum ne?
Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkanı Doğa Can Bayram, Türkiye’nin hem mevcut sanayi altyapısı hem de mühendislik kabiliyeti sayesinde batarya teknolojilerine hızla uyum sağladığını belirtiyor. Bayram’a göre metal sanayi, kablo, trafo ve orta gerilim ekipmanları üretimindeki güçlü yapı, Türkiye’yi Avrupa ve çevre ülkeler için potansiyel bir batarya ve depolama merkezi haline getiriyor. Bu kapsamda 2026 yılında toplam 1.5 GWh’lik batarya kapasitesinin devreye alınması bekleniyor. Bunun 300 MWh’lik bölümünün ilk yarıda sisteme girmesi planlanıyor. Türkiye, 35 GW depolamalı elektrik yatırımı ön lisansı vermiş durumda.
Türkiye’nin depolama alanındaki bir diğer avantajı ise yazılım ve dijitalleşme tarafında yarattığı katma değer. Bayram, donanım üretiminde Çin ile rekabetin zor olduğuna dikkat çekerken, yazılım, enerji yönetimi ve mühendislik çözümlerinin Türkiye için önemli bir ihracat fırsatı sunduğunu vurguluyor. Elektrik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla Türkiye’nin, başka ülkelerin elektrik havuzlarına ihtiyaç duymadan bağımsız bir ada sistemi gibi yönetilebilir bir enerji yapısına yaklaşabileceği ifade ediliyor.
Bu konuda Bayram, “Türkiye, Avrupa enterkonnekte sisteminin bir parçası ama bölgedeki gerginlikler ortada. Depolama ile 5-15 gigavat (GW) arası bir batarya kapasitesine ulaştığımızda ülkeyi başka bir havuza bağlı olmadan, tamamen bağımsız şekilde ‘ada gibi’ yönetebiliriz. Bu, ulusal enerji güvenliği açısından son derece stratejik bir yatırım” diyor.
Kaynak : https://www.donanimhaber.com/yunanistan-enerji-depolama-tesislerini-sebekeye-baglayamiyor–200459



