ABD Enerji Bakanlığı ile Savunma Bakanlığı, küçük ölçekli bir nükleer mikroreaktörü ilk kez askeri kargo uçağıyla taşıdı. Kaliforniya’dan Utah’a yapılan sevkiyat, hem askeri hem de sivil alanlarda taşınabilir nükleer enerji kullanımının önünü açabilecek kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Taşıma operasyonu, Kaliforniya merkezli nükleer teknoloji şirketi Valar Atomics ile iş birliği içinde yürütüldü. Şirketin geliştirdiği Ward isimli mikroreaktör, nükleer yakıt yüklenmeden bir Boeing C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağıyla Utah’taki hava üssüne taşındı. Yetkililer, bu adımı ABD’nin nükleer enerji ve askeri lojistik kapasitesi açısından bir dönüm noktası olarak tanımladı.
5 megavat kapasite, 5 bin konutluk enerji
Pazar günü taşınan mikroreaktör, boyut olarak bir minibüsten biraz daha büyük. Valar Atomics CEO’su Isaiah Taylor, reaktörün azami 5 megavat elektrik üretim kapasitesine sahip olduğunu ve bu miktarın yaklaşık 5 bin konutun enerji ihtiyacını karşılayabileceğini açıkladı.
Reaktörün temmuz ayında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk aşamada 100 kilovat seviyesinde çalışacak sistem, yıl içinde 250 kilovata kadar çıkacak ve kademeli olarak tam kapasiteye ulaşacak. Enerji Bakanı Chris Wright, 4 Temmuz’a kadar üç mikroreaktörün “kritik” seviyeye – yani zincirleme nükleer reaksiyonun kendi kendini sürdürebildiği aşamaya – ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.
Valar Atomics, 2027 yılında test amaçlı elektrik satışına başlamayı, 2028’de ise tam ticari faaliyete geçmeyi planlıyor. Şirket, nükleer teknoloji geliştirme süreçlerinin özel sektör tarafından finanse edildiğini ancak yakıt üretimi ve uranyum zenginleştirme gibi alanlarda federal hükümetin düzenleyici ve altyapısal kolaylaştırıcı rol üstlenmesinin kritik olduğunu vurguluyor. Mikroreaktörlerin savunucuları, bu sistemlerin özellikle uzak ve erişimi zor bölgelerde dizel jeneratörlere alternatif olarak kullanılabileceğini belirtiyor. Sık yakıt ikmali gerektiren dizel sistemlere kıyasla daha sürdürülebilir bir çözüm sunduğu iddia ediliyor.
Ancak bazılarına göre ise bu reaktörler ekonomik açıdan rekabetçi değil. Bunun söylemin arkasında ise enerji üretim maliyetinin büyük ölçekli nükleer santrallere kıyasla daha yüksek olması yatıyor. Ayrıca rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla fiyat rekabetinin de zor olduğu söyleniyor.
Ancak ABD’nin gerçekleştirdiği bu operasyon, mikroreaktörlerin sadece teknik değil, lojistik olarak da uygulanabilirliğini kanıtlamayı amaçlıyor. Askeri üsler, afet bölgeleri ve uzak yerleşim alanları için hızlı konuşlandırılabilir nükleer enerji fikri uzun süredir gündemde olan bir konu.
Ward250’nin teknik özellikleri
Ward250, yeni nesil bir reaktör tasarımına sahip. Sistem helyum soğutma teknolojisi ve grafit moderatör kullanıyor. Reaktörün kalbinde ise TRISO adı verilen özel bir yakıt bulunuyor. Bu yakıt tipi, seramik katmanlarla kaplanmış uranyum çekirdeklerinden oluşuyor. TRISO yakıtının geleneksel malzemelere kıyasla daha yüksek performans sunduğu ve güvenlik açısından avantaj sağladığı belirtiliyor. Helyum soğutma ve grafit moderasyon kombinasyonu ise sistemin daha yüksek sıcaklıklarda ve daha güvenli şekilde çalışmasına olanak tanıyor.
Kaynak : https://www.donanimhaber.com/abd-nukleer-mikroreaktoru-ilk-kez-ucakla-nakletti–202192



