İsrail ile birlik olup İran’a saldırarak yeni bir sıcak savaş cephesi açan ABD, nükleer caydırıcılık stratejisinin bel kemiğini oluşturan kıtalararası füzelerini yeniden sahneye çıkardı. ABD, Soğuk Savaş yıllarından beri LGM-30G Minuteman III kıtalararası balistik füzelerini (ICBM) kullanıyor. Yerin altındaki güçlendirilmiş silolarda her an ateşlenmeye hazır bekleyen bu sistemler, binlerce kilometrelik menzilleri ve atmosfer dışına çıkıp tekrar hedefe yönelen harp başlıklarıyla modern savunma doktrinlerinin en sert halkasını oluşturuyor. Ancak bu devasa füzelerin on yıllardır silolarda bekletiliyor olmaısı, sistemlerin düzenli olarak test edilmesini ve teknolojik güvenilirliğinin her koşulda kanıtlanmasını zorunlu kılıyor.
Pasifik Üzerinde Dev Tatbikat: Glory Trip 255
ABD Hava Kuvvetleri, nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini teyit etmek amacıyla dün Kaliforniya’daki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü’nden silahsız bir Minuteman III füzesini başarıyla fırlattı. “Glory Trip 255” adı verilen bu operasyon, rutin bir test olarak tanımlansa da teknik detayları ve zamanlamasıyla dikkat çekti. Füze, Pasifik Okyanusu üzerinde binlerce mil kat ederek Marshall Adaları’ndaki Kwajalein Atolü yakınlarına ulaştı.
Hava kuvvetleri liderleri, bu testin güncel küresel gerilimlerle doğrudan bir bağlantısı olmadığını vurgulasa da tam da İran’la sıcak savaşa girilmişken böyle bir testin yapılmaı, teknik bir mesajın ötesinde stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor.
Test Edilen Kıtalararası Füzenin Çok Başlıklı Olması Dikkat Çekiyor
Bu testi diğerlerinden ayıran en önemli teknik detay, füzenin genellikle kullanılan tek bir test aracı yerine iki adet yeniden giriş aracı (reentry vehicle) ile donatılmış olmasıydı.
Çoklu araç kullanımı, bir füzenin birden fazla hedefi aynı anda vurabilmesi veya düşman füze savunma sistemlerini şaşırtabilmesi anlamına geliyor. Mevcut anlaşmalar gereği operasyonel Minuteman III’ler şu an tek bir başlık taşısa da, bu test ABD’nin teknik olarak çoklu başlık kapasitesini koruduğunu bir kez daha tescilledi. Mühendisler, fırlatma sonrası atmosfer dışına çıkan füzenin, taşıdığı yükleri birbirinden nasıl ayırdığını ve her birinin belirlenen hedeflere ne kadar büyük bir hassasiyetle ulaştığını ölçümledi.
Minuteman III, katı yakıtlı üç aşamalı bir motor sistemine sahip. Yaklaşık 36 ton ağırlığındaki bu devasa kütleyi yerçekimine meydan okuyarak atmosfer dışına fırlatan güç, kademeli olarak devreye giren üç farklı motordan geliyor: İlk aşamada yaklaşık 921 kN (94 ton-kuvvet) değerinde devasa bir itkiyle silodan fırlatılan füze, ikinci aşamada 276 kN (28 ton-kuvvet) ve son aşamada 159 kN (16 ton-kuvvet) güç üreten motorlarla yoluna devam ediyor. Bu kademeli güç yönetimi, füzeyi uçuşun belirli evrelerinde ses hızının kat kat üzerine çıkararak saatte yaklaşık 24.140 km hıza ulaştırıyor. Bu hız, kıtalararası mesafelerin dakikalar içinde katedilmesini sağlıyor. Füzenin izlediği yörünge, yerin 700 mil (yaklaşık 1.126 km) üzerine kadar çıkarak atmosferin en uç sınırlarını zorluyor. Bu ekstrem hız ve yükseklik değerleri, füzenin hem yapısal bütünlüğünün hem de yönlendirme sistemlerinin elli yıl sonra bile kusursuz çalıştığını gösteriyor.
ABD, yaşlanan Minuteman III envanterini 2030’lu yılların başından itibaren yeni nesil LGM-35A Sentinel füze sistemiyle değiştirmeyi planlıyor. Hava Kuvvetleri, 2026 yılı sonuna kadar programın büyük bir yapılandırma sürecini tamamlamayı ve Sentinel’in ilk test uçuşunu 2027 yılında gerçekleştirmeyi hedefliyor. Mevcut testlerden elde edilen veriler, sadece eski sistemlerin ömrünü uzatmak için değil, aynı zamanda geleceğin nükleer altyapısını inşa etmek için de kilit rol oynuyor.
Kaynak : https://www.donanimhaber.com/abd-6000-mil-menzilli-nukleer-fuzesini-test-etti–202866



