Kurtuluş Projesi “Project Hail Mary”: Ne kadar bilim, ne kadar kurgu?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uyarı: İçerik, film hakkında spoilerlar içerebilir!

Sinemalarda gösterime giren Kurtuluş ProjesiProject Hail Mary”, uzayda geçen olağanüstü bir kurtarma görevini konu alıyor. Filmde, güneşin enerjisini emen uzay mikropları, Dünya’daki yaşamı tehdit ediyor ve bu felaketi önlemek için sıra dışı bir kahraman görevlendiriliyor. Ryan Gosling’in canlandırdığı ortaokul öğretmeni tek yönlü bir görev için Tau Ceti yıldızına gönderiliyor ve yolda Rocky adını verdiği başka bir uzaylı yaşam formuyla karşılaşıyor.

Filmin temel hikayesi fantastik görünse de ilham kaynağı olan bilimsel kavramlar gerçeğe dayalı ve sandığınız kadar imkansız değil. Yazar Andy Weir, romanı hazırlarken fiziği, astronomiyi ve biyolojiyi titizlikle araştırdı ve çekimler sırasında bilimsel doğruluğun korunması için sette danışmanlık yaptı. Weir, oyuncular sahnelerde doğaçlama yaparken bilimsel hataların olabileceğini, bu nedenle yönetmenlerle birlikte ölçü birimlerini ve ifadeleri düzeltmek zorunda kaldığını belirtiyor.

Astrofaj ve enerji dönüşümü

Filmdeki temel kavramlardan biri olan Astrofaj, Güneş’i kolonize eden ve Venüs’e gidip gelerek üreyen mikroplar olarak tasvir ediliyor. Bu canlıların çoğalması Güneş ışığını kısıyor ve Dünya’daki yaşamı tehlikeye atıyor. Union College fizikçisi Chad Orzel’e göre, bu mikropların Güneş ile Venüs arasında yolculuk yapabilmesi teorik olarak mümkün olsa da her yönde farklı miktarda enerji gerektiriyor. Özellikle dönüş yolunda Güneş rüzgarına karşı koymak ekstra güç talep ediyor.

Weir, bu sorunu Astrofaj’ların nötrinoları enerji kaynağı olarak kullanabileceği varsayımıyla çözdü. Nötrinolar, maddeyle nadiren etkileşime giren “hayalet parçacıklar” olarak biliniyor. Saniyede milyonlarcası Dünya’dan ve bizim içimizden geçip gidiyor.

Teorik olarak, Astrofaj bu parçacıkların kütlesini enerjiye dönüştürüp itki yaratabilir. Filmde bu süreç, Hail Mary uzay gemisinin yakıtını sağlayan hayali ama mantıklı kurgusal çözüm olarak sunuluyor. Orzel, tamamen maddenin enerjiye dönüştürülmesinin günümüz fiziğinde genellikle anti maddeyle mümkün olduğunu ancak anti maddenin evrende çok sınırlı olduğunu belirtiyor.

Yine de Astrofaj kavramı oldukça zorlayıcı. Gerçek mikroorganizmalar ışığı enerjiye dönüştürebilse de Güneş’in yaydığı enerji ile mikropların depolayabileceği enerji arasında milyonlarca kat fark var. Üstelik bu organizmanın Güneş’in atmosferindeki milyonlarca derece sıcaklığa dayanması gerekmesi, bilimsel olarak sınırları son derece zorluyor. Sadece o sıcaklığa değil, uzayın soğuğuna ve Venüs şartlarına da uyum sağlamaları gerekiyor.

Yine de Samanyolu’nun bir bölümüne yayılan yabancı bir organizma tasviri temelde mümkün. Bilim dünyasında “panspermia” adı verilen bir hipotez bu ihtimali kısmen destekliyor. Bu teoriye göre yaşam, gezegenler ve yıldız sistemleri arasında taşınabilir. Bugüne kadar bu teoriyi kesin olarak doğrulayan bir kanıt bulunmasa da bilim insanları yıldızlararası kökenli bazı cisimlerin Güneş Sistemi’ne girdiğini gözlemledi. Bu da yaşamın temel yapı taşlarının uzayda taşınabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Yıldızlar ve gezegenler

Filmde adı geçen Tau Ceti, 40 Eridani ve Adrian gezegeni gerçek yıldız sistemleri ve gezegenlerle ilişkilendiriliyor. Tau Ceti, Dünya’ya yaklaşık 12 ışık yılı uzaklıkta bir yıldız iken, 40 Eridani 16 ışık yılı mesafede yer alıyor.

Adrian, hikayede kullanılan kurgusal isim olsa da astronomların kayıtlarında Tau Ceti e olarak geçiyor. Weir, hikayedeki yaşam formlarının benzer yıldızlarda bulunmasını bilinçli olarak seçmiş. Bunun nedeni ise benzer yıldızların gezegenlerinde benzer elementlerin yer alması.

Astrofajların hücre organelleri olarak mitokondri barındırması ise Dünya’daki yaşamla uzak bir ortak ataya sahip olabilecekleri fikrini destekliyor. Ancak Carnegie Science’dan astrobiyolog Mike Wong, mitokondrilerin yalnızca Dünya’da evrimleştiğini ve Dünya’daki bazı mikropların mitokondrisiz olduğunu ekliyor.

Yolculuk ve yer çekimi

Filmde Hail Mary uzay gemisinde yapay yerçekimi, geminin bir kısmının dönmesiyle oluşturuluyor. Bu sayede astronotlar, merkezkaç kuvveti sayesinde normal yerçekimine yakın bir ortamda yaşayabiliyor. Özel uzay istasyonu şirketi Vast’ta baş astronot olarak görev yapan Drew Feustel, dönen habitatların teorik olarak mümkün olduğunu ve şirketin bu tür tasarımları öncelikli projeleri arasında gördüğünü belirtiyor. Feustel, yüzeyde yerçekimini simüle etmenin bilinen bir yolu olmadığını da belirtiyor (ki bu durum filmin bir noktasında gerçekleşiyor).

Dediğimiz gibi Tau Ceti, Dünya’dan yaklaşık 12 ışık yılı uzakta bulunuyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, insanlığın bugüne kadar ulaştığı en yüksek hızlardan birine sahip olan Apollo 10 uzay aracıyla bu mesafeyi kat etmek yaklaşık 320 bin yıl sürerdi. Film ise bu sorunu, modern fiziğin en önemli teorilerinden biri olan özel görelilik ile çözüyor.

1905 yılında Albert Einstein tarafından ortaya konan bu teori, kütle ve enerjinin eşdeğer olduğunu ve ışık hızına yaklaşıldıkça zamanın yavaşladığını ortaya koyuyor. Filmde bu durum, karakterin beyaz tahta üzerinde yaptığı hesaplamalarla ve görsel anlatımla izleyiciye aktarılıyor. Ryland Grace’in yalnızca dört yıl geçmiş gibi hissetmesi, zaman genişlemesi (time dilation) etkisiyle bilimsel açıdan doğru bir detay olarak öne çıkıyor.

Öte yandan bir diğer nokta ise Gosling’in canlandırdığı karakterin aslında bir astronot olmaması. Eski NASA astronotu Mike Massimino, özellikle NASA Uzay Mekiği görevlerinde sınırlı eğitim alan kişilerin kritik görevlerde yer aldığına işaret ediyor. Bu kişiler, tam zamanlı astronotlara kıyasla daha az eğitim alsa da kritik görevler için yetkin kabul ediliyor. NASA’nın astronot kadrosu, öğretmenlikten mühendisliğe, pilotluktan gezegen bilimlerine kadar geniş bir uzmanlık yelpazesine sahip. Massimino, astronotların temel olarak yemek hazırlama, acil durum prosedürlerini bilme ve günlük yaşam becerilerine sahip olmaları gerektiğini vurguluyor.

Gosling’in karakteri Ryland Grace mürettebatından ayrı olarak uzayda mahsur kaldığında bilgi eksiklikleri belirginleşiyor. Ancak film, en temel bilgilerin bile ilk başta ne kadar zor öğrenilebileceğini oldukça gerçekçi bir şekilde gösteriyor ve belki de uzay hakkındaki romantize edilmiş filmlerle dalga geçiyor.

Rocky

Filmin en ilginç öğelerinden biri, Grace’in karşılaştığı yabancı yaşam formu Rocky. Taş gibi bir görünüme sahip bu yaratık tamamen farklı bir biyolojiye sahip ve insanlarla klasik konuşma yerine müzikal tonlarla yani sesle iletişim kuruyor. Northeastern University’de fizik alanında yardımcı doçent olarak görev yapan Jacqueline McCleary, Rocky’nin tasarımının birçok geleneksel bilim kurgu yaratığından daha gerçekçi olduğunu belirtiyor. Farklı çevresel koşullara uyarlanmış tamamen yeni bir biyolojinin, bilimin spekülasyon alanında olası bir fikir olduğunu vurguluyor. İnsanlarla iletişim kurmak için öğrenme süreci ise hikayeye gerçekçi bir dokunuş katıyor. Rocky’nin gezegeni 40 Eridani A’nın (Erid), Dünya’dan çok daha yoğun bir atmosfere ve yüksek basınca sahip olduğunu da belirtelim.

Bilimde denge kurulmuş

“Project Hail Mary”, iki farklı bakış açısıyla değerlendirildiğinde bilim kurgu ile gerçek bilim arasındaki çizgide dikkat çekici bir denge kuruyor. Bir yanda astrofaj gibi bilimsel açıdan oldukça spekülatif ve mevcut fizik kurallarıyla açıklanması zor kavramlar yer alırken diğer yanda uzay aracı tasarımı, yapay yerçekimi, yıldız sistemleri ve bilim insanlarının problem çözme yaklaşımı gibi unsurlar gerçek bilimsel prensiplere güçlü şekilde dayanıyor. Film, zaman zaman gerçekliğin sınırlarını zorlayarak kurguya yaslansa da, bunu tamamen kopuk bir şekilde değil, bilimsel bir çerçeve içinde yapıyor.

En nihayetinde Project Hail Mary’nin film versiyonu, kitapta yer alan ayrıntılı bilimsel açıklamaların çoğunu atlıyor olsa da yine de gerçekçi bir havası var.

https://www.youtube.com/embed/P0XN3-n-2Lo

Kaynak : https://www.donanimhaber.com/kurtulus-projesi-project-hail-mary-ne-kadar-bilimsel–203537

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Kurtuluş Projesi “Project Hail Mary”: Ne kadar bilim, ne kadar kurgu?

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kamu Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin